5 Ağustos 2016 Cuma

kemanın telinden süzülen hüznü bir mıknatıs gibi çekiyordu kirpik bitimine. sözcükler dans ediyordu salonun tam ortasındaki boşlukta. tam karşısında oturan küçük aşığın parke taşlarına düşen bakışlarını toparlıyordu bir bir,var mıydı bir yoldaşı kalbindeki minik oyuntunun? yoksa o da mı yapayalnızdı,bu geriye dönüşü olmayan aşk merdivenlerinde?
yalnızdı herkes kadar,acısında. anlatılamazdı ya,mutluluk gibi. geceleri bir tavan arasında ayla konuşmaktı tek sohbeti.

sözcükleri olmayan bir bestenin,bizi çıkmaz sokağında karşılaştırdığı günü kutladım dün. ellerimiz cebimizde yürürken,ne kaybettiğimizi ne de aradığımız şeyin ne olduğunu bilmeden,bir sokak lambasının altında daha önce hiç tanışmış olmamıza rağmen,öpüşmüştük.
çıkmaz sokak,bir anda duvarları yıkıp kır bahçesine dönüşmüştü,tam tepemizdeki sokak lambasından yayılan ışıksa gökyüzüne akıp bi bulutu delerek artık tüm yeryüzünü aydınlatır olmuştu.

uyuyakaldım,
saçlarımdaki çiçekleri ötelerken
sen
uyandım

beste sona yaklaşıyordu
gitmeliyim'e son çeyrek kala,sonsuza dek o anda kalmak istedim

Hiç yorum yok: