14 Ocak 2016 Perşembe

gariplik bağlarını ördüğün,ilmeklerini kaçırdığın ara sıra.dalgınsın çünki hep bir yere dalgınsın
peki ya nereye diye sorduğumda niye cevaplayamazsın?hayatı tümüyle hep bir yerlere dalgınlık içinde geçiren ruhum,bu soruyu kendine de mi cevaplayamazsın? sorularımdan kaçtığım bir labirent var içimde,sonunun gelmediği,durmadan kaybolduğum,illaki bir çıkışı aradığım lakin bir türlü bulamadığım. kendi labirentimin çıkış kapısını hayal etmediysem çıkmak istemiyorum sanırım bu dipsiz dalgınlıktan.yollarda mercedes sosa'nın sesi,bitişte nicola di bari. birgün biticek bu labirent,uzun çimen duvarların sarmaşıkları düğümlerini çözecek inanın ne ile karşılacağımı bilmiyorum

güneşi selamlayıp,gökyüzünden izin alıyorum. yeryüzüne değil de denizin en derinliklerine sarılmak için bir iki kulaç atıyorum. geride bırakıyorum yeryüzü sularını,en dip en koyu gözükse de inanın ilerledikçe mavi daha da artıyor,işte benim gerçeğim. bir kez çok yaklaştım labirentin sonuna,etrafımı çevreleyen rengarenk balıklar,gizemli mercanlar ve tenimi okşayan yosunlar vardı. hem yeryüzü hem de gökyüzüyle beslenen bir dünya,bir anlık kendimi tümüyle oraya ait hissetmiştim. dilimizi bilmediklerini sanıyordum,oysa akıntıyla dans eden deniz çiçekleri bana çok güzel bir şarkı söyledi. o şarkıyı asla unutmuyorum,ne zaman bu dünyadan sıkılsam o şarkıyı mırıldanırım
bazen tüm günlerce
kimsenin bilmediği bir dilde,notaları olmayan o şarkıyı söyler dururum

kimse duymadı mı?

Hiç yorum yok: