21 Temmuz 2015 Salı

gecenin solan ışığında,denize atılan küçük bir taş parçası gibi,sekti bir iki üç,daha sonra daireler küçükten büyüğe doğru sıralandı,küçüldü küçüldü ve suya yansıyan yüzün derinlikte kayboldu. ellerini saçlarına götürdü ve usulca dağıttı düzensizliği,karışan aklını da derledi böylece. adımları sıklaştı,bir çizgi boyunca ilerledi ilerledi,düz bir yokuş. zihinden kaçış böylesine kolay mı? kalbimi hala tanıyamadığımı anladığım her gün kahroluyorum. ,


saçlarına dökülen kumsalın kucak açtığı masmavi okyanusların,rengarenk japon çiçek bahçelerin,como gölünde uçuşan kelebeklerin,gülen yada ağlayan bebeklerin,vanilyalı kek kokan akşam üstlerinde bisiklet süren çocukların,uzak diyarlardan gelen sevinç mektupların,aşk satırların,-fazla kavrulmuş bir sarı tonu,üstelik kırmızı kadar da mütevazılığı elden bırakmamış- turuncu gün batımı çizgisi-gündüzün geceye geçiş kaydırağı,gök kuşağından çaldığı son uçan kilimi- ve sen
aklıma geldiğin an,işte zihnime yansıyanlardan yalnızca birkaçı

Hiç yorum yok: