9 Mayıs 2013 Perşembe


bir şehirden bir başka şehre giderken
hep seni düşündüm
bir yüzden bir diğer yüze çevirirken bakışlarımı
arada senin kırık, huzursuz gülümseyişin
çocukken anneme değil, sana sarılmışım bilmeden
senin göğüslerinmiş onlar nerden bileceğim
yatağımdaki beyaz ayı, senmişsin o da
karanlıktan korkmayışım, yaramazlıklarım, o da!
delikanlıyken arka cebimdeki falçata: gözlerin
teninle kuşatılmış tenim
öptüğüm ilk kızın ağzından
ağzıma dökülen mor tükürükte
adın yazılıymış mum ışığında okudum...

sezdirmeden sevdim farkettirmeden ayrılacağım
bir radyo aniden bozulacak
bir diktatör devrilecek uzak ülkelerde o sıra
bir meydan saati duracak ansızın
bir yangın çıkacak ormanın birinde
sen bu şiiri okurken mum ışığında...
aşkın ozon tabakası delinecek
gecenin atmosferindeki gazlar tutuşacaktır
bir trenin arkasına bağlayacağım mektuplarımı
hiç okumadığın mektuplarımı
tren uzaklaştıkça, hızlandıkça
mürekkep ve kağıt, sürtünmekten alev alacaktır!

sonra sahile ineceğim koyu bir banka oturacağım
ağlamak isteyeceğim koyu bir banka oturacağım
titreyecek ellerim, sağ elimi sol elimle avutacağım
sıkı sıkıya tutacağım onu
deniz bir şeylerden kuşkulanacak
bir şeylerden kuşkulanacak yağmur
şimşek omzuma atacak kolunu:
-unut, diyecek, bitti işte artık!
isyan bile edemeyeceğim, hakkım bile olmayacak
hakkım bile olmayacak haykırmaya, bağırmaya
kendi koynuma uzandığım an
telsiz gitarları anımsayacağım
bir bant, teypte saracak-massive attack, protection-
bir orospu bıçaklanacak hong kong'ta o sıra
bir kuş ölecek uçarken ansızın zort diye
bir çiçek solacak vazonun birinde 'fıss' sesi çıkartarak
sen bu şiiri, içini çeke çeke yakarken!

sezdirmeden sevdim farkettirmeden ayrılacağım
hep kış olacak bu yıl, dört mevsim kış,
bir daha yaz görmeyecek
seni terkettiğim gün doğan bebekler!
senin yüzünden bütün öğrenciler sınıfta kalacak
hastalar iyileşemeyecek, hamileler doğuramayacak
her şey yarım, her şey öyle eksik
bitmeyecek ömürler!
insanlar ayakta çürüyene kadar yaşayacak,
bir odadan bir odaya geçerken
hep seni düşündüm çünkü ben,
bir sinemadan bir diğer sinemaya yürürken kararsız
oralarda senin kırık, huzursuz ihanetin
öptüm seni hem de bilmem kaç kere
ama resmin hissetmez ki dudaklarımın sidikli sıcaklığını
sezdirmeden almıştım farkettirmeden yırtacağım!
bir balık oltadaki yemi yutacak
bir kız, sevgilisini yumruklayacak o sıra
sanki sikimdeymiş gibi, doların yükselişini durduracağım
sen intihar ederken orada
ben intihar ederken burada
aynı acıyla...
ayrı yerlerde...
yanyana...

sezdirmeden öldüm farkettirmeden öldüreceğim
birini bırakıp başka birini severken
hep, seni özledim çünkü ben!

k.i

Hiç yorum yok: