18 Temmuz 2012 Çarşamba

Otobüsünü bekliyordu.Hava biraz kapalı,biraz hüzünlü şehir sanki onun gidişine üzülür gibiydi.Aldırmadı,çantasının içine bir küçük şemsiye alıp valiziyle çıktı evden.Yüreğindeki kesikler yavaş yavaş geçiyordu.Güzel bir müzik mırıldandı,otogara vardı.Rüzgara aldırmadı,saçlarını savurup beklemek üzere bir banka oturdu.Bu sıradanlığın bir gün biteceğini ister gibi,gökyüzüne baktı.Yanına biri oturdu.Farketti ki o yalnızca biri olamayacak kadar sıradan değildi.
-merhaba!
sesinin buğusundaki ünlemi farketti,yabancı ancak bir o kadar da tanıdık bir merhabaydi üstelik bu..
-
merhaba, dedi umursamaz,içindeki çoşkunun bir nebze olsun saklanması ister gibi.
-nasılsın? dedi.
O an tüm söyleyemediklerini söylemek istedi.Hiçbir şeyi umursamadan,sadece kendini dileyebildiğince anlatmak uğruna,boşverdi ve sıraladı içindeki sözcükleri..Bu sözcükler yıllardır paslanmaya yüz tutmuş,çok eski sözcüklerdi.Daha çok tazelerken kenara itilip,hiç kullanılmayacağı günü beklemek üzere eski bir yorgan gibi dolabın en üst rafına yerleştirilmişlerdi.
-açıkcası,bunun bu kadar acı verecek bir şey olduğunu bilmiyordum,daha önce böyle bir karanlıkla karşılaştığımı da sanmıyorum,yani bu çok farklı,saatler günler haftalar belki de aylar tüm renklerini kaybedip başka bir perdeyle örtüldü,bakabildiğim doğru ancak görebildiğimi sanmadığım günlerdi bunlar.Küçücük bir tasvir yapmam gerekirse hiç renksiz yada siyahla grinin arasında kalmış bilinmeyen bir renk.Arada bir senin gözlerini görebiliyordum,ardından zifiri karanlık heryeri kaplıyordu.Yo,hayır yanlış anlamanı istemem.Onu öğrendikten sonra oldu bu.Öncesinde böyle olmuyordu.Gözlerinin ardından,rengarenk çiçeklerle donatılmış bir bahçenin kapısından içeri giriyordum.Ve bu hayal böylece sürüp gidiyordu.
-olmayacak bir şeyin peşindeydik,bunu her ne kadar birbirimize dahi söylemesek de gözlerimiz susmamıştı,hatırlıyorsan..
-hiçbir zaman unutmadım ki

Hiç konuşamadıklarını,yalnızca bir iki dakikanın içine sığdırabilmek bu kadar kolay mıydı?İnanamıyordu.Onca şey,onca his bu kadar basit miydi sahiden?Ya da konuşacak bir şey kalmamış mıydı?Bu ansız tesadüfün ardından geceye bir türlü gözlerini kapayamadı.Ama içi biraz da olsa rahatlamıştı.

Hiç yorum yok: