15 Ocak 2012 Pazar

Ölü canlar

Kaçırılıyoruz.Hemde iki tinerci adam tarafından.Kucaklıyor beni biri,bilmediğim bir yere götürüyor bizi .Bir oda,penceresi kocaman.Bakıyorum da..Bu adam çok tuhaf,çocuk gibi bir bedeni var ancak yüzünde yılların yaşanmışlığı.Gözlerinin içindeki pırıltı,bir nebze sönük.Uzanıyor yatağa bana bir şeyler anlatıyor.Hayatını anlatıyor ama ben uyandığımda hiçbir şey hatırlamıyorum buna dair.Kırmızı bir bavul getiriyor kucağıma.Köşesindeki fermuarlı bölümde kıpırdayan bir şeyler var.Bu nedir? diyorum kıpırdayan şey de ne?
-Benim kelebeğim.diyor.O benim yaşam kelebeğim,her insanın kelebeği çocukken uçar gider uzaklara,ama ben onu yakaladım.anlam veremiyorum sadece onu oradan çıkartmalısın diyorum.
Bana gülümsüyor küçük adam,çıkartmama izin verircesine.
Hemen fermuarı açıyorum pencereye doğru koyuyorum ve içinden harikulade renkleri olan bir kelebek çıkıyor, usulca masmavi gökyüzüne uçuyor.
Şimdiye kadar bu kadar gösterişli bir kelebek gördüğümü sanmıyorum.
Siyah üzerine binbir renkler...
Hemen başımı pencereden dışarı çıkarttıp gökyüzüne bakıyorum.
Bir sürü kelebek çiçeklerin içinde narince kanat çırpıyor ve benim gözlerim sadece o kelebekte takılı kalıyor.Bu eşsiz güzellik karşısında ağlıyorum.
Ve uyanış.



bu rüyamı etrafımdakilere anlatmaya çalıştım,kimsede tam dinlemedi,kendi meselesine döndü kimi yarısında.. kimi günlük uğraşlarına..biri böyle umarsamaz ve bencil olduğunda dayanamıyorum!söyleyip kızamıyorum da oysa ben onların anlattıklarını en küçük detaylarına kadar dinlemeye çalışırım.Neyse ki güzel bir şarkıyla tüm sıkıntıların üstesinden gelip huzuru bulabilirim!

Hiç yorum yok: