2 Aralık 2011 Cuma

Kırıklıklar arasında yüzün su tanecikleri.

Gözümün önüne gelen kareler bazen sıcak bir yaz günü bazen hiç yaşanmamış hayali bir gün.Bir yerlere dalıp gittiğimde yüzeye çıkmak güç kimi zaman.Gerçeklikle hayali dünya arasında sıkışıp kalmışlık,küçük bir fanusa tıkılmak gibi.

-bu gün onu gördüm.Yine ordan geçiyorduk,eve gitmek üzere yürüyordum.Onu görmek için hemen bakındım dükkandan içeriye,yoktu.Alışkındım,onu deli gibi görmek isterken çoğu kez - onun kimi zaman bir işi vardı belki yoktu bir yerlerdeydi,kimbilir belki bir sevgilisi vardı-onun yanındaydı,sonuç olarak onu göremiyordum uzun zamandır.
Karşıya geçecektik trafiğin durmasını bekliyorduk.Bir baktım ki karşı kaldırımdaki zeytin gözlü adam ondan başkası değildi.Baktım,baktı ve o anda her şey dursun ve ben sadece onu orada öylece izleyeyim istedim.Saniyeler içinde kalbimde uçuşan binbir kelebek nasılda bu kadar hızlı kanat çırpabiliyordu?
Trafik durdu,karşıya geçtik.O karşısındaki kaldırıma ben karşımdaki kaldırıma..Bir saniye vardı ki gözlerimizin kesiştiği işte o bugünü güzel kılan en özel andı.Saniyeler.Koskoca 24 saat içinde bir kaç saniye onu görmek..Aşk böyle bir şey miydi?Bilmiyorum,hissettiğim şey..Aşk mı?
Bu kadar karşılıksız,hiç bir şey istemeden,beklemeden.
Sadece sevmek ve delicesine istemek.
Bunun adı aşk mıydı?
Yaşanmamışlıkları hayal etmek gün boyu,ismini heceleyip durmak,karalamak köşelere.
Onu sevdiğini düşünürken,acaba o da beni sever miydi diye düşünmek?
Basit ama gerçek.
O kaldırıma geçtiğinde dönüp ardıma dahi bakamadım.Onu orada,kalbimi de orada bıraktım.

Bağırmak isterdim ki ben seni çok sevdim.Olmadı,kalbim şimdi orada,ben burada.
Onun gözleriyse hemen şuracıkta.
Gözbebeklerimin yanında.

Hiç yorum yok: